- Aralık 2005
- Ocak 2006
- Şubat 2006
- Mart 2006
- Nisan 2006
- Mayıs 2006
- Haziran 2006
- Temmuz 2006
- Ağustos 2006
- Eylül 2006
- Ekim 2006
- Kasım 2006
- Aralık 2006
- Ocak 2007
- Şubat 2007
- Mart 2007
- Nisan 2007
- Mayıs 2007
- Haziran 2007
- Temmuz 2007
- Ağustos 2007
- Eylül 2007
- Ekim 2007
- Kasım 2007
- Aralık 2007
- Ocak 2008
- Şubat 2008
- Mart 2008
- Nisan 2008
- Mayıs 2008
- Ekim 2008
- Kasım 2008
- Aralık 2008
- Ocak 2009
- Şubat 2009
- Mart 2009
- Nisan 2009
- Mayıs 2009
- Haziran 2009
- Temmuz 2009
- Ağustos 2009
- Eylül 2009
- Ekim 2009
- Kasım 2009
- Aralık 2009
- Ocak 2010
- Şubat 2010
- Mart 2010
- Nisan 2010
- Mayıs 2010
- Haziran 2010
- Ağustos 2010
- Kasım 2010
- Ocak 2011
- Nisan 2011
- Mayıs 2011
- Kasım 2011
Yazdıklarım:
Link Verenler:
silgihanim@gmail.com
Merhaba.
Bugün Özgün'ün evinde ne kadar uzun zamandır hissetmediğim kadar evimde hissetmemin nedenini, Merve'yle oradan çıktıktan iki dakika sonra fark ettim. "Bu taraftan gidelim mi?" dedim. Gittik. Beş dakika filan yürüyüp sola döndük. Bir dakika kadar düz gittik. Sonra yine sola döndük. Elma Market'i yine değiştirmişler, sevgilim. A-101 gibi bir şey olmuş. Cengo Tekel duruyor, yılbaşı ışıkları biz gittiğimizden beri hiç kaldırılmamış gibi geldiyse de başta, sonradan fark ettim yeni bir yılbaşına az kaldığını. Kafamı kaldırdım, köpekli amcaların ışıkları kapalı. Gay'ler camda değil. Askılı tişörtlü kız kesin çoktan uyumuştur. Cihat zaten taşınmıştı, biliyorsun. Beni, Özgün'ün on dakika yürüme mesafesindeki yuvasında bile bu kadar evimde hissettiren şeyin, eskiden bizim olan evin pencerelerine şimdilerde asılmış olan koyu yeşil jaluziler olmadığı aşikardı. Bir kaç adım attık, "Acaba hâlâ duruyor mudur?" dedi Merve. "Duruyordur." dedim içimden. "Yok canım, daha neler." dedim, dışımdan. Baktık, duruyormuş. Nasılsevindim. Boyner kartım varmış kullanmadığım, tarihi geçmiş sanma ha, 11/11 yazıyordu; onunla kanırttık biraz. Bir tane de Telekom'un telefon kartı çıktı cüzdanımdan. Merve, "İçinde para var mı?" dedi. "Ne bileyim?" dedim. Bir ucundan Boyner kartımla, diğer ucundan telefon kartıyla uğraştık. Çıkaramadık. Bir yandan da bizim evimizde oturan yabancıları uyandırırız diye korktum. Hemen korkarım bilirsin. Sonra aklıma geldi, fotoğrafını çektik. Aslında bir tane de benim kafamı ampul gibi dibine soktuğum fotoğraf var, ama onu söylemem. Şimdi televizyonda My Name is Earl'deki bıyıklı adamın bıyıksız oynadığı bir dizi var. Ben hep seni düşünüyorum.
silgi @ Cuma, Kasım 12, 2010 -

bi fena oldum okuyunca....
Yorum gönder