- Aralık 2005
- Ocak 2006
- Şubat 2006
- Mart 2006
- Nisan 2006
- Mayıs 2006
- Haziran 2006
- Temmuz 2006
- Ağustos 2006
- Eylül 2006
- Ekim 2006
- Kasım 2006
- Aralık 2006
- Ocak 2007
- Şubat 2007
- Mart 2007
- Nisan 2007
- Mayıs 2007
- Haziran 2007
- Temmuz 2007
- Ağustos 2007
- Eylül 2007
- Ekim 2007
- Kasım 2007
- Aralık 2007
- Ocak 2008
- Şubat 2008
- Mart 2008
- Nisan 2008
- Mayıs 2008
- Ekim 2008
- Kasım 2008
- Aralık 2008
- Ocak 2009
- Şubat 2009
- Mart 2009
- Nisan 2009
- Mayıs 2009
- Haziran 2009
- Temmuz 2009
- Ağustos 2009
- Eylül 2009
- Ekim 2009
- Kasım 2009
- Aralık 2009
- Ocak 2010
- Şubat 2010
- Mart 2010
- Nisan 2010
- Mayıs 2010
- Haziran 2010
- Ağustos 2010
- Kasım 2010
- Ocak 2011
- Nisan 2011
- Mayıs 2011
- Kasım 2011
Yazdıklarım:
Link Verenler:
silgihanim@gmail.com
Ozan'la New York'a gittiğimiz akşamdan beri hastayım. New York'ta Sibel'in verdiği paracetamol'lü haplar ve yüklendiğim vitaminler günü geçirmemi sağlasa da, döndükten sonraki gün resmen patladım. İçten. Klasik olarak her yutkunuşun bir zımparalanma etkisi yarattığı safhaya geldiğimde, geçen sefer İstanbul'dan getirdiğim antibiyotiği çakmaya başladım. Bir haftada o bitti, hastalık bir gıdım gerilemedi. Mıy mıy mıy bir halde yatakla kanepe arasında iki buçuk hafta daha takıldıktan sonra dün doktora gittim. Alt kirpikleri üsttekilerden uzun olan ve her bir kirpiğini tek tek rimellemiş olan doktor teyze şikayetlerimi dinledi, nefesimi dinledi, öskür dedi, bu boruya üfle dedi, ardından kendinden gayet emin bir şekilde, "Evet. Sende ya astım var, ya mevsime bağlı alerji var, ya da gripsin." dedi. Vaay. Böyle doktorlara ihtiyacımız var dostum. Aslında ben önce, her göz kırpışında elmacık kemiklerini döven alt kirpiklerine odaklanışım yüzünden ne söylediğini tam algılayamadığımı düşündüğüm için, suratına bir süre boş boş baktım. Bakışlarım bana, "Ama korkma, zatürre değilsin." cevabını kazandırdı. Yao doktor, sen var ya, az değilsin. Tıp ekolüsün. Sonuçta geniiiiiş spektrumlu ilaçlarımı alıp eve geldim. Bir temizlik yapmak lazım artık, ama hiç halimiz yok değil mi Çarli? Bir ara eski okula gidip, yeni okulun istediği belgeleri tamamlamam lazım. Bir ara da "Lütfen beni okulunuza kabul edin, çok süber yemek yapıyorum, geleceğin Top Chef'iyim" içerikli bir essay yazmam lazım. Sonra da alırım biletimi, önce New York, sonra İstanbul. Haydi hop.
silgi @ Çarşamba, Mayıs 11, 2011 -

Yorum gönder